Ajanda

Okuma Köşesi: Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

30 Ocak 2017
zülfü livaneli'nin son çıkan kitabı huzursuzluk
Paylaşım
0
Yorum
0
Dilek Ciler
@yazbitmesin
[TÜM YAZILARI]

Merhaba, ben Dilek.

Kitaplar, hayatımda her zaman en çok zaman ayırdıklarımdan oldu ve instagram’da da kendime kitaplardan bir dünya yarattım. Okuduğum, sevdiğim, beni heyecanlandıran kitapl...

[DEVAMINI OKU]

Tüm kitaplarını okuduğum, yeni kitap haberlerini heyecanla beklediğim bir yazar Zülfü Livaneli.
İlk 150 bin baskısının üç günde tükenmiş olması da bu konuda çoğunluk olduğumuzu gösteriyor. Kitabın arka kapak yazısındaki “Merhamet, zulmün merhemi olamaz!”cümlesi için, kendisi ile yapılan röportajında ‘Huzursuzluk’ romanının mottosu diyor Livaneli.

Kitap IŞİD’in zulmünü yaşamış Ezidileri anlatıyor. Ezidi kızı Meleknaz’ın hikayesini… Livaneli, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğini anlatıyor okura.

 

 

Hüseyin, “Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!” diyor ve bu cümlesiyle başlıyor kitap. Hüseyin’in annesine son sözleri oluyor bunlar. Bir de Mardin’den ayrılıp yaklaşık iki ay sonra Amerika’da, kaldırıldığı hastanenin acil servisinde can verirken de ağzından zar zor dökülen son cümle, “Ben bir insandım” var.

İbrahim, İstanbul’da bir gazeteci. Bir sabah toplantısı sırasında “Otuz iki yaşındaki Mardin doğumlu Hüseyin Yılmaz adlı Türk, hastaneye kaldırılmış ama kurtarılamamış.” haberini alıyor. Aklına takılan şey; “Bir kişinin adı Hüseyin Yılmaz’sa, Mardin’de doğmuşsa, otuz iki yaşındaysa, çocukluk arkadaşım Hüseyin’den başkası olamaz.” oluyor. Yıllardır görmediği çocukluk arkadaşı… Ve İbrahim, Mardin’de başlayıp Amerika’da son bulan Hüseyin’in hayatını araştırmak için Mardin’e gidiyor.

Hikaye bir Ezidi kampına ve Hüseyin’in aşık olduğu Suriyeli mülteci Ezidi Meleknaz’a götürüyor onu. IŞİD zulmü, tecavüz, cinayet, kalbimizi acıtan ne varsa, Livaneli birer birer önümüze düşürüyor hepsini.

 

“Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun adeti de budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”