Röportajlar

Mutfak Masası Sohbetleri: Oya’s Cuisine

23 Ocak 2017
oya emerk ile minion mag röportajı
Paylaşım
0
Yorum
0
Tuğba Başyiğit Babaoğlu
dinamikanne
[TÜM YAZILARI]
Üç kere yeniden doğdum ben diyor. Ciğeri sönüp 20 gün boyunca acılı bir hastane sürecinin ardından ölüme çelme taktıktan sonra hayata bakış açısı değişiyor. Daha mutlu, anın tadını çıkaran bir Tuğba'y...
[DEVAMINI OKU]

Kimiyle sevdiklerimize özel ne pişirsem diye düşünürken karşılaştık, kimiyle de hangi mekanda ne yesem diye araştırırken. Tariflerini denedik, fikirlerini aldık ama en önemlisi paylaştık. Onlar bizimle tariflerini paylaştı, biz sevdiklerimizle onların lezzetlerini… Hepimiz mutfaklarda buluştuk.

Onlar hemen hemen hepimizin sosyal medyadan ve yemek bloglarından tanıdığı, ilham aldığı anneler. Minion Mag olarak onları merak edip mutfaklarına konuk olduk. Hem, sohbetlerin en keyiflisi mutfak masasında olmaz mı zaten? Kahveler içilir, laf lafı açar, lezzetli ikramlara doyulur da muhabbete doyulmaz. Öyle de oldu… Biz sorduk, onlar içtenlikle cevapladı.

Ve yine mutfak masasında keyifli mi keyifli sohbetler gerçekleşti…

İlk olarak Oya Emerk’in mutfağına konuk olduk. Nam-ı diğer Oya’s Cuisine

Dinamik Anne olarak tanıdığımız Tuğba Başyiğit Babaoğlu sordu, Oya Hanım tüm içtenliğiyle cevapladı.

Kurduğu sofralar da kendisi gibi şık ve özenli; nazik, dolu dolu, hayat dolu bir kadın.

Çok sosyalim, diyor. “Çok arkadaş edinir, hiç ihmal etmemeye çalışırım. Çok gezerim, gezerken de sürekli yeni tarifler, yeni tatlar peşinde koşarım.”

Üniversitelerin Tıp fakültelerinde İngilizce öğretmeni olarak gerçekleştirdiği meslek hayatının ardından emeklilik hobisi olarak çok farklı bir alana yönelmiş. Dünya mutfağından iki bini aşkın yemek tarifi ve mekan tanıtımı bulunan yemek sitesi için şöyle diyor:

Senelerce topladığım ve uyguladığım tüm yemek tariflerini 2008 yılında bir blogda toplamaya karar verdim. İşte Oya’s Cuisine böyle ortaya çıktı.

mutfak masası minion mag

“Oya Emerk, güzel yemekler yapan, iyi misafir ağırlayan bir süper kahramandır.”

Web sitesinin tanıtımında, annesi için bu sözleri söylüyor kızı. “Onu doğrudan tanıyan, arkadaşının arkadaşı olan, evine en az bir kere ayak basmış ya da kendisiyle herhangi bir mutfaksal alanda beraber olmuş kişilerin ortak kanısıdır bu.” diye de ekliyor.

Oya Emerk’in iki kızı var. Ayrıca on yedi ile on üç yaşlarında ve henüz bir ayını yeni doldurmuş üç torun sahibi. Bakın, nasıl bir anneanne kendisi?

Torunlar okuldan geldiklerinde Oya’s Cuisine’den mutlaka bir şey bulurlar evlerinde. Hatta bazen mutfak kıyafetimin üzerine hemen paltomu geçirip bir dolmuşla kapılarına sevdikleri yiyecekleri bırakır dönerim.

 
oyas cuisine yemek blogger

 

En sevdiğiniz yemek… Et ya da tavuk Schnitzel

Çocukluğunuzun lezzeti… Kuru köfte/patates tava

Asla yemem dediğiniz yemek… Yoktur. Her şeyi tatmak en büyük keyfim.

Yemek yapmayı kimden öğrendiniz? Yemek yapmayı önce evde annemden öğrendim. Ancak esas olarak, farklı kültürlere ait yemek kitapları ve yemek mecmualarındaki sevdiğim yemek ve tatlıların tercümesini yaparken, uygulamasını da yaparak kendi kendime öğrendim. Hep denedim, hiç bıkmadan…

Annemin yemekleri… Çoğunlukla İstanbul ve Osmanlı saray yemekleri idi. Dedesi Sarayda görevli olduğu için o da kendi annesinden öğrenmiş.

 

 

Daha çok dünya mutfağından yemekler yaptığım için yabancı şeflerden ilham alır ama en güzel tarife bile mutlaka kendimden bir şey katarım.

 
İlham aldığınız şef/aşçı… Alain Ducasse, Gordon J. Ramsey, Julia Child, Gennaro Contaldo

Hangi dünya mutfağı? İtalyan ve Yunan mutfağı favorilerimdir.

Tatlı mı, ekşi mi, acı mı? Tatlı severim.

Çocuğunuzu mutlu etmek istediniz. Ona ne pişirirsiniz? Çerkez tavuğu ve patlıcanlı börek çocuklarımı çok mutlu eder. Tabii bir de Chocolate Mousse (Köpük çikolata)…

 
oya emerk oya's cuisine
 

Dışarıda yemek istediğinizde mekan seçimlerinizi hangi kriterlere göre belirlersiniz?

Yurtiçi ve yurtdışı restoran seçimlerimde (ister fast food, ister şık bir restoran, isterse de yöresel bir mutfak restoranı olsun) önce çoğunlukla internet, gazete ve mecmualardaki yorumlara, restoran rehberlerine bakarım. Daha sonra kendim mutlaka gidip yemeğin lezzetine, verilen servise, ambiyansına ve fiyat politikasına bakar, ona göre kendi yorumumu yazarım ve dostlarıma öyle tavsiye ederim.

Sizden Minion Mag okuyucularına özel bir tarif rica edebilir miyiz?

Sizlere hem değişik hem de herkesin sevebileceği bir tarifimi vermek isterim.

 

Pazılı Burma

2 adet yufka
1 çay bardağı pirinç
1 adet büyük soğan
2 bağ pazı
3 çorba kaşığı kuru üzüm
Tuz
Karabiber
2 çay kaşığı toz muskat
50 gr tereyağı
2 çorba kaşığı sıvı yağ
1/2 Türk kahve fincanı su
2 adet esmer küp şeker

Tarif:

Pazılar ayıklanır, yıkanır, sapları kesilir ve kaynar suya batırılıp hemen çıkarılarak süzgece alınır. Pazı elle sıkılarak tamamen susuz kalması sağlanır ve doğranır. Kuru üzümler sıcak suda ıslatılır, şişince süzülür. Pirinç haşlanır, süzülür. Tereyağı eritilir, 1/2 kahve fincanı su ilave edilir, karıştırılır. Bu sosun büyük kısmı yufkaları ıslatmak için kullanılır.

Birazı böreklerin üzerine sürmek için ayrılır. Soğanlar küçük küpler halinde doğranarak sıvı yağda kavrulur, hafif rengi dönünce küp şekerler ilave edilir, çevrilir, pazı ve üzümler de eklenerek kavurma işlemine devam edilir. Pazılar kavrulunca haşlanmış pirinç, karabiber, muskat ve tuz eklenerek kapağı kapatılır. 1-2 dakika kısık ateşte çevrilir, ocağın altı kapatılır ve soğumaya bırakılır.

Yufkalar 4’er eşit parçaya bölünür. İçerisine yağ ve suyla hazırlanan sostan hafifçe sürülür. Bir kaşık yardımıyla pazılı malzemeden yufkanın uzun kenarına ince şerit şeklinde konur ve üçgen yufka rulo gibi sarılır. Ardından gül böreği şeklini vermek için dıştan içe doğru, sarmal şeklinde sarılır. Tepsiye yerleştirilir. Yufkaların içine sürdüğümüz yağlı sosun kalanı tepsideki böreklerin üzerine bolca sürülür ve 180 derece ısıtılan fırında nar gibi olana kadar pişirilir.

Afiyet Olsun!