Röportajlar

Mutfak Masası Sohbetleri: Kurumsal Ev Hanımı

12 Şubat 2017
Paylaşım
0
Yorum
0
Tuğba Başyiğit Babaoğlu
dinamikanne
[TÜM YAZILARI]

Üç kere yeniden doğdum ben diyor. Ciğeri sönüp 20 gün boyunca acılı bir hastane sürecinin ardından ölüme çelme taktıktan sonra hayata bakış açısı değişiyor. Daha mutlu, anın tadını çıkaran bir Tuğb...

[DEVAMINI OKU]

Sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda her geçen gün daha da bilinçleniyoruz. Artık farkındalıkla besleniyor; vücudumuza zarar veren gıdaları biliyor ve yerlerine sağlıklı alternatifler düşünüyoruz. Yeme içme alışkanlıklarımızı değiştirmek, hazır ve işlenmiş-yarı işlenmiş gıdalardan, atıştırmalıklardan uzaklaşmak istiyor ve bunun için yöntemler arıyoruz.

İşte bu yöntemleri ararken karşımıza çıktığı için kendimizi şanslı hissettiğimiz bir isim Kurumsal Ev Hanımı blogunun sahibi Hande Akçal Köseoğlu. Kendisi her şeyin sağlıklı bir alternatifi olduğunu savunarak bize sunuyor tariflerini.

Söyleşimiz sırasında şu sözleri beni derinden etkiledi:

Bir sabah korkunç bir baş ağrısı ile uyandım ve tam 17 yıl boyunca hiç geçmedi.

Gluten intoleransı olduğunu öğrenmeden önce sağlığı konusunda büyük sıkıntılar yaşamış bir isim. Şimdi ise, glutenin vücudumuza ne yaptığını kendi tecrübelerine de dayanarak anlatıyor hepimize blogunda. Bilgi ve deneyimlerinin yanı sıra glutensiz ve şekersiz tariflerini de paylaşıyor.

Bilirsiniz, çocuklara yemek beğendirmek kolay değildir. Hande Hanım’ın ise tarifleri hem kendisi hem de ev halkı tarafından denenip onaylandıktan sonra giriyor bloga. Kızı için hazırladığı lezzetli ve sağlıklı tarifleri kendisini takip eden tüm annelere ilham oluyor.

Mutfak Masası Sohbetleri’nde bu hafta Kurumsal Ev Hanımı’nın mutfağına misafir olduk. Merak ettiğimiz tüm soruları içtenlikle yanıtladı.

 

 

Glutensiz beslenme hayatınıza nasıl girdi?

Aslında her şey 2015 yılında başladı. 2015 yılında bir anevrizma sebebiyle beyin ameliyatı oldum ve hayatım değişti. Bu yüzden benim hayatım 2015 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor.

Tam her şey düzeliyor derken, yapılan tahlillerde bazı kan değerlerimden şüphelenip detaylı tetkikler yapıldı ve Otoimmün bir rahatsızlığımın da olduğu ortaya çıktı. Çok ağır ilaçlar kullandım, uzun süre evden bile çıkamadım.

Bir gün bütün hastalıklar silsilesinin sonunda o kadar bunalmıştım ki kendi kendimi tedavi etmeye karar verdim, bu duruma artık bir son vermeliydim. Çok yakın bir arkadaşım da cesaretlendirdi ve “Sen kendini iyileştireceksin hatta sonra senin filmini çekecekler.” dedi.

Yaptığım internet araştırmalarında aslında gizli düşmanımın, bağışıklık sistemimi etkileyenin gluten olabileceğini keşfettim. Doktorlarımın da yönlendirmesiyle hayatımdan gluten ve rafine şekeri çıkardım.

Daha sonra kurumsal hayata geri dönemeyeceğimi anlayınca öğrendiklerimi ve yaşadıklarımı aktarmak, benzer sıkıntıları yaşayan diğer insanlara da faydalı olmak için “Kurumsal Ev Hanımı” blogunu açtım.

 

Glutensiz beslenme düzeniyle birlikte sağlığınızda nasıl değişiklikler fark ediyorsunuz?

Çok iyi hatırlıyorum; 1998 yılı mayıs ayıydı. Bir sabah korkunç bir baş ağrısı ile uyandım ve tam 17 yıl boyunca hiç geçmedi. Kaç doktora gittim gerçekten sayısını bilmiyorum. Hepsi migren teşhisi koydu ve tedavisi olmadığını söyledi. Keşke gluten intoleransım olabileceği konusunda çok daha önceden yönlendirilseymişim ama zararın neresinden dönsek kar. (Gülümsüyor) Migren ağrısını gerçekten yaşayan bilir ve neredeyse her hafta 2 kere atak oluyordu.

Glutensiz beslenmeye başladığımdan beri migren ataklarım yok oldu. Mucize gibi ama gerçekten hayatım değişti. Ayrıca kendimi sürekli yorgun hissettiğim, kronik yorgunluk yaşadığım günlerim geride kaldı. Uzun yıllar boyunca yaşadığım reflü sorunum da yok oldu.

 

Unlu, şekerli gıdalara düşkün, bunlara mutfağında oldukça sık yer veren bir toplumuz. Ancak bu gıdaların zararları da malum… Peki zor mu glutensiz beslenmek?

Evet toplum olarak keklere, böreklere bayılıyoruz ama itiraf etmeliyim ki ben de çok seviyorum. Hatta bizim evimizden, mutfağımızdan hiç eksik olmaz. Toplum olarak zannediyoruz ki bol bol şeker ekleyince, kremalarla süsleyince her şey daha güzel olacak. Halbuki hepsinin sağlıklı alternatifleri var. Sadece üzerinde biraz düşünmek gerekiyor, onlar yorulmasın diye de ben tarif üretip paylaşıyorum işte. (Gülüşmeler)

Öncelikle glutensiz beslenmeyi bir diyet olarak düşünmemek gerekiyor. Diyet değil bir beslenme-yaşam biçimi.

Kabul etmeliyiz ki glutensiz yaşama geçtiğimde birçok konuya dikkat etmem gerekti. Buğday, arpa, çavdar, yulaf, bulgur, makarna, tarhana, erişte, ekmek ve türevleri, mayalı gıdalar, şeker, paketli gıdalar vb. tüm ürünleri hayatımdan çıkardım. Bu listeye bakıldığında geriye ne kaldı diyebilirsiniz. İlk hafta benim için lş de çok zordu, neye elimi atsam içinde gluten vardı ve çok açtım. Sonra yeni oluşturduğum beslenme düzeni ile hiç aç kalmadım hatta gün geçtikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Öncelikle önyargılı olmayın, ekmeksiz de doyuluyor sadece alışmak için zamana ihtiyacınız var.

Glutensiz beslenmeye başladığımdan beri migren ataklarım yok oldu. Mucize gibi ama gerçekten hayatım değişti. Ayrıca kendimi sürekli yorgun hissettiğim, kronik yorgunluk yaşadığım günlerim geride kaldı. Uzun yıllar boyunca yaşadığım reflü sorunum da artık yok.

 

Kişisel olarak en merak ettiğim şeydir benim; mesela hayvansal gıda tüketmeyenler kek yaparken yumurta yerine muz kullanıyor. Sonra, sizin de blogunuzda yer verdiğiniz unsuz-şekersiz kurabiyeler mesela… Blogunuzdaki bu tarifler nasıl ortaya çıkıyor? Deneme-yanılma yöntemiyle mi?

Yemek yapmak benim için büyük keyif. Bazen gece yatarken acaba yarın ne pişirsem diye düşünerek yatıyorum. Açıkçası tarifler bir hırsın sonucu çıktı çünkü sohbet ettiğim insanların glutensiz beslendiğimi öğrendiklerinde yüzlerinde acıma ile üzüntü arası standart bir ifade oluştuğunu fark ettim. Sonra da aslında glutensiz beslenmenin insan hayatında nasıl fark yaratabileceğini, nasıl lezzetli tarifler ortaya çıkabileceğini göstermek istedim. Ben glutensiz beslenmeye başladığımda konu bu kadar popüler ve gündemde değildi. Şimdi birçok restoran mönüsüne glutensiz yemekler bile eklemeye başladı.

Genellikle canım bir yemek istediğinde veya kültürümüze yerleşmiş çayın yanına diye adlandırdığımız atıştırmalıklardan yemek istediğimde “Nasıl glutensiz ve şekersiz yapabilirim?” diye düşünmeye başlıyorum. Sonra devamı bir şekilde geliyor. Ev halkı üzerinde de lezzet denemeleri yapıyorum. Eğer içime sinmediyse tekrar deneyene kadar görüntüsü çok güzel olsa bile kesinlikle takipçilerim ile paylaşmıyorum.

Bazı tariflerim ise takipçilerim sayesinde ortaya çıkıyor. Özellikle çocukları alerjik annelerden gelen sorular ve talepler sebebiyle yumurta, süt gibi bazı temel besinleri kullanmadan yeni reçeteler üretmeye çalışıyorum. Sonrasında ise tariflerimi deneyenlerden gelen yorumlar en büyük motivasyon kaynağım oluyor.

Dışarıda yemek istediğinizde mekan seçimlerinizi nasıl belirliyorsunuz?

Sosyal hayatı, dışarıda olmayı, ailem ve dostlarım ile birlikte olmayı çok seviyorum bu yüzden de glutensiz beslenmenin buna engel olmasını istemiyorum. Dışarıda yemek yediğimde genellikle salata (sossuz sadece zeytinyağı ve limon) veya et yemeklerini tercih ediyorum.
Kahvaltı da ise ağırlıklı olarak omlet tercih ediyorum.
Çapraz bulaşma riski tabi ki her yerde var ancak çölyak olmadığım için bu durumu tolere edebiliyorum.

Glutensiz yaşamın bende yarattığı farkı ailem de fark etti. Her gün akrabalarımdan telefon geliyor, aldıkları ekmeği bitiremediklerini, benim sayemde birçok zararlı alışkanlıktan vazgeçmeye başladıklarını söylüyorlar. Sadece kendi hayatımda değil başkalarının da hayatında fark yaratabildiğimi görmek beni çok mutlu ediyor.

Peki aile içinde herkes uyum sağlıyor mu glütensiz beslenme programına? Nasıl düzen sağladınız?

En çok sorulan sorulardan birisi de bu. (Gülümsüyor) Glutensiz yaşamın bende yarattığı farkı ailem de fark etti. Her gün akrabalarımdan telefon geliyor, aldıkları ekmeği bitiremediklerini, benim sayemde birçok zararlı alışkanlıktan vazgeçmeye başladıklarını söylüyorlar. Sadece kendi hayatımda değil başkalarının da hayatında fark yaratabildiğimi görmek beni çok mutlu ediyor.

Glutensiz beslenme ile hayatımızdan ekmek, bulgur, irmik, çavdar, makarna, buğday vb. çıktı. Eşim de “Madem bu kadar zararlı biz de yemeyelim” dedi. Ayrıca sürekli farklı tarifler ürettiğim ve yeni lezzetler denedikleri için hayatlarından memnunlar. Kızım da büyüdükçe bazı konularda bilinçlenmeye başladı, okulda öğle yemeklerinde seçici olabiliyor artık.

Ama evde tabii ki yasaklar listemiz yok, sadece elimizden geldiğince paketli gıda tüketmiyoruz. Ayrıca pazar sabahları kahvaltıda onlar simitlerini yerken ben onları izlemeyi tercih ediyorum sadece. (Gülümsüyor)

En sevdiğiniz yemek… Lazanya

Çocukluğunuzun lezzeti… Annemin içli köftesi

Asla yemem dediğiniz… Çin’deki sokak lezzetleri

Yemek yapmayı kimden öğrendiniz? Annemden

Annemin yemekleri… Hep leziz ve sunumu şık

İlham aldığınız aşçı ve şefler… Jamie Olivier, Maksut Aşkar

Hangi dünya mutfağı? İtalyan

Tatlı mı, ekşi mi, acı mı? Tatlı

Çocuğunuzu mutlu etmek istediniz. Ona ne pişirirsiniz?
Yumurtalı patates üzeri yoğurt ve salçalı sos