Spor-Sağlık

İlk Çocuk Musunuz, Ortanca Mı? Doğum Sırasının Kişiliğe Etkisi

11 Ocak 2017
Paylaşım
0
Yorum
0
minionmag
EDITOR-IN-CHIEF
[TÜM YAZILARI]

Yeni nesil anne babalar için kültür-sanat, müzik, seyahat, gastronomi, spor, sağlık, tasarım ve moda hakkında yayın yapan alternatif aile dergisi.

...
[DEVAMINI OKU]

Doğum sırasının kişilik özellikleri ve davranışlar üzerinde kalıcı etkilerinin olabileceği fikri ilk kez ünlü psikolog Alfred Adler tarafından ortaya atılmıştır. Adler’in 1930’larda sunduğu bu tez birçok araştırmaya da konu olmuştur. Peki ilk çocuk, ortanca çocuk veya ailenin en küçük çocuğu olmak gerçekten de kişilik gelişimini etkileyen ve bireyin geleceğini şekillendiren önemli bir faktör müdür?

İlk Doğan Çocuk

Adler’e göre ilk doğanlar, anne ve babanın ilgi ve sevgi odağı olabilme şansına daha çok sahiptir. Bir süreliğine de olsa ebeveynlerinin ilk ve biricik çocukları olmalarından dolayı ailesine daha önce tatmadıkları duygular getirirler. Ebeveynler çocuk sahibi olmanın acemiliğini yaşarken, ilk doğan çocuk tek ve bölünmeyen ilgi odağı olmanın keyfini çıkartır ve otoritesini kurar. Sonuç olarak ilk çocuklar mutlu, güvenli, huzurlu bir varoluş yaşar. Bu varoluş ikinci çocuk görününceye dek sürer.

Adler’e göre, aileye ikinci çocuğun gelişi ilk doğan için bir travmadır. Anne-babasının ilgisinin ve ona ayrılan zamanın ikiye bölünmesi alışmakta güçlük yaşadığı noktalardandır. Daha önce paylaşmadığı sevgiyi artık yeni birisiyle paylaşmak durumunda kalır. Kardeşinin dünyaya gelişiyle sorumluluklar almaya başlar. Büyük olmanın bilincine varır.

İlk çocuk sosyal açıdan baskın ve daha başarılıdır. İkinci çocukla aradaki yaş farkı ne kadar olursa olsun, ilk çocuklar daima abla veya ağabeydir. Ailenin ilk doğan çocukları; çok fazla çalışmaya, hep önde olmaya ve kendilerini ispat edip tahtlarını geri kazanmaya meyillidir. Baskın, hırslı ve sorumluluk almaya hazır bireyler olma eğilimindedirler.

 

Ortanca Çocuk

Adler, ortanca çocuğun rekabetçi ve diplomatik olduğunu iddia etmiştir.

Ilımlı ve ara bulucu olma özelliklerine sahip olmaları dikkat çekmektedir. İlk çocuk ile ikinci çocuğun arasındaki sevgi ve ilgi dengesi çok önem taşımaktadır. Burada anne ve babaya büyük görev düşer. Anne ve babanın sevgi ve ilgiyi orantılı dağıtabilmesi iki kardeş arasındaki kıskançlığın olumsuz etkilerini en aza indirebilir. Ebeveynlerin orantısızlığı veya normalin üzerinde oluşturulan rekabet ortamı, ikinci çocuğun asi olmasında etkin rol oynar. Aynı zamanda anne ve babanın ilk çocuktan, kardeşinden dolayı yaşının üstünde bir olgunluk beklemesi ve birden gelen sorumlulukları kusursuz bir şekilde yerine getirmesini istemesi yanlıştır.

 

En Küçük Çocuk

Adler, en küçük çocuğun ise bencil ve talepkar olduğunu, çünkü kendisiyle ilgilenilmesine alışık olduğunu iddia etmiştir. Adler’e göre en küçük çocuk ailenin daimi bebeğidir ve en çok şımartılan çocuğudur. Yaşı ne olursa olsun, ne aile ne de büyük kardeşler onu gözlerinde büyütür. Genelde sevgiyi paylaşmak durumunda değildir. Yoğun ilgi, sevgi, pohpohlama hali çocuğun benmerkezci bir tutum geliştirmesine neden olur.

Önünde bulunan modellerle rekabet içindedir. Sürekli kendisine örnek gösterilen birilerinin olması, son doğan çocukta kendisini başkalarından aşağıda görme davranışını oluşturabilir. İletişim kuracağı ortamın fazla olması sosyal yönünü geliştirmesine katkı sağlar. En küçük çocuk genellikle kendini sosyal yaşantıda aktifliğiyle gösterir.

Adler’e göre anne ve babanın çocuklarına karşı farklı tutumu ya da kardeşler arasındaki doğum sırasına göre ilişki, çocukların kişilik ve davranış alışkanlığı kazanımında etkin rol oynamaktadır. Bu farklı muamelenin çocukların kişiliklerini etkilemesi mümkündür ama bunun tam olarak nasıl olduğunu belirlemek imkansızdır. Çünkü doğum sırasının etkileri cinsiyet, kardeşler arasındaki yaş farkı ve sosyoekonomik durum gibi diğer faktörlerden ayrıştırılamaz.

 


Kaynak:

Adler, A. (1930), Sorunlu Okul Çocuğu, Broser (Editör), 1926 tarihinde A.Adler tarafından verilmiş bir dizi konferans metninin derlenerek kitap haline getirilmiş şekli, Çeviren:Kamuran Sipal, Cem Yayıncılık.1998.
http://www.guncelpsikoloji.net/