Spor-Sağlık

Çocuklarınızın İlişkilerine Örnek Olacak 5 Yaklaşım

30 Kasım 2016
Çocuklarınızın İlişkilerine Örnek Olacak 5 Yaklaşım
Paylaşım
0
Yorum
0
minionmag
EDITOR-IN-CHIEF
[TÜM YAZILARI]
Yeni nesil anne babalar için kültür-sanat, müzik, seyahat, gastronomi, spor, sağlık, tasarım ve moda hakkında yayın yapan alternatif aile dergisi....
[DEVAMINI OKU]

Çocuklarımızı hayata hazırlarken, onların sağlıklı ilişkiler geliştirmelerini sağlayabilmek için anne-babalara büyük görev düşüyor.

Ebeveynler olarak, onları ikaz etmek, davranışlarını eleştirmek yerine rahatsız olduğumuz davranışları varsa, bunların bizim davranışlarımızla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Okuduğumuz kitap ve dergilerle, aldığımız eğitimlerle çocuklarımıza hep daha iyi bir rol model olmaya çalışıyoruz.

Ancak ebeveynlerin üzerindeki en büyük strese belki de çocuklarına model olma zorunlulukları neden oluyor.

Sosyal Duygusal Öğrenme Akademisi: “Rol model olma konusunda en büyük payı, çocuklarımıza sözlerimizle aktardıklarımızdan çok yaptıklarımız ve etrafımızla kurduğumuz ilişkiler alıyor. Çocukların sağlıklı ilişkiler geliştirmeleri için onlara model olmanın etkisini en çok bu alanda sergilememiz gerekiyor.” diyor.

Çocukların sağlıklı ilişkiler geliştirebilmeleri için anne babaların uygulaması gereken 5 yaklaşımı şöyle sıralıyorlar:

1. Empatiyle yaklaşmak.

Her olayı karşınızdaki insanla bire bir yaşamanıza imkan yok. Her an karşı tarafla aynı duyguyu hissetmenize de imkan yok. Ancak empati kurduğunuzda, karşı tarafa vereceğiniz duyguyla (“Ne hissettiğini anlayabiliyorum”) ilişkileriniz adına çok büyük bir adım atmış olursunuz. Çocuklarınızın da sizi, selam vermeyen komşunuza “Hay Allah, bizim çöpler sizin tarafa doğru biriktiği için kızdınız herhalde” derken görmeleri; “Evladım empati kurmak harika bir şeydir.” derken duymalarından daha etkilidir.

2. Önyargısız anlamaya çalışmak.

Kişiler ve olaylar hakkında kestirmeden sonuca gitmek, bir GPS uygulamasından sürekli “Rota yeniden hesaplanıyor” uyarısını duymak gibidir. Çünkü yeterince bilginiz, gözleminiz olmaksızın sonuca gitmek sıklıkla yanlış yola çıkar. Birisinin bir davranışının size ne hissettirdiğini ancak siz bilebilirsiniz. Ancak olup biten hakkında bilgi toplamayı önemsemek; “Bilemiyoruz canım tam ne olduğunu, anlamadan kimseyi suçlamayalım” demek, önyargı duvarlarının örülmesini engeller.

3. Kendi söz ve davranışlarından sorumlu olmak.

Herkes bizim istediğimiz gibi davransa hayat harika olurdu! Ama öyle olmuyor. (belki de iyi ki öyle olmuyor) Biz kendi sözlerimiz, davranışımız, etik kararlarımız kadar varız. Kişilerin ne dediklerini kontrol etmek, onları değiştirmek üzerine kafa yormak ve sonunda da öfkelenmek yerine; kendi yaşam prensiplerimizi korumaya çalışmalıyız.

“Arkadaşın senden hoşuna gitmeyen/uygun olmayan bir şey yapmanı istese de sen doğru bildiğini seçme/yapma hakkına sahipsin.” demek, “Bu insanları anlamıyorum! Niye herkes…?“ cümlesinden daha etkilidir.

4. Dinlemek.

Dünyanın en kolay işi gibi gözükse de, “iyi” bir dinlemeyi zihniniz, bedeniniz ve kalbinizle yaparsınız. Bu üçünü aynı anda kullanmak da kolay olmasa gerek, değil mi? Çocuğunuzu hakkını vererek dinlerseniz, O da sizi ve başkalarını dinlemeyi öğrenir ve “İyileşme dinlendiğini hissedince başlar.”

5. İlişkilerde zorlanınca (veya bitirirken) de nazik olmak.

Ayrılıklar, bitirmeler zordur. Birisi ile yüz yüze bakıp “Ben/biz artık …. istemiyorum/istemiyoruz” demek için gerçekten sosyal ve duygusal olgunlaşma gerekir. (yetişkinler için de!) Çocuğunuzun piyano derslerine artık devam etmeyeceğini, öğretmeninin cep telefonuna yazılan kısa bir mesajla bildirmek, sınıf öğretmenine emoji kullanarak kızgınlığınızı anlatmak yerine gerçek iletişim öğeleri kullanmanız daha önemlidir.

“Piyano derslerine artık devam etmeyeceğini öğretmenine söylemek bana da zor geliyor. Hem üzülüyorum hem de çekiniyorum. Ancak eminim öğretmenine emekleri için teşekkür etmek hem bizim hem de onun için güzel bir bitirme olur.” dediğinizde ileride canı yansa bile, ayrılık/bitiş zamanı geldiğinde bunu uygun bir dille yapabilir.