Röportajlar

Bir Anne Bir Baba #2

2 Mayıs 2016
roksan kunter ile levin tahmaz bir anne bir baba röportajı
Paylaşım
0
Yorum
0
minionmag
EDITOR-IN-CHIEF
[TÜM YAZILARI]
Yeni nesil anne babalar için kültür-sanat, müzik, seyahat, gastronomi, spor, sağlık, tasarım ve moda hakkında yayın yapan alternatif aile dergisi....
[DEVAMINI OKU]

Her biri iş yaşamındaki başarılarıyla bize ilham olan, merak ettiğimiz ve belki de örnek aldığımız isimler. Onlar aynı zamanda birer ebeveynler. Üstelik hem kariyeri hem de anne/baba olmayı bir arada yürütebilen isimler.

“Bunun sırrı nedir? Her şey dışarıdan göründüğü kadar kolay olabilir mi? Yoksa kendilerine özel yöntemleri mi var?”

Tüm bu soruların cevaplarını merak ederek yola çıktık ve her ay, iş yaşamları kadar aile hayatlarıyla da bizi etkileyen, farklı ailelerden bir anne bir de babayı mercek altına almaya karar verdik.
“Bir Anne Bir Baba” röportaj serisini ortaya çıkardık ve kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bu ayki konuklarımız profesyonel olarak sporla uğraşan bir anne, bir baba: Roksan Kunter Özkan ve Levin Tahmaz.

Onlara eğitimleri, işleri, hobileri, çocukluk yılları ve elbette her şeyin ötesinde olan kendi çocukları hakkında sorular sorduk. Minion Mag okuyucuları için en içten cevaplarıyla yanıtladılar.

Roksan Kunter Özkan

 

bir anne bir baba röportaj roksan kunter

Roksan Kunter; çok yönlü kariyerine Galatasaray’ın alt yapısında basketbol oynayarak başladı. Galatasaray Kadın Basketbol A Takımı ile devam eden profesyonel spor hayatında, Türkiye Ümit Milli ve Genç Milli Takım formalarıyla da Avrupa Şampiyonası’nda mücadele etti. Fransa Kadınlar 1. Liginde Nantes Reze Basket’de 1 sene forma giydi. Kariyerine o zamanki SkyTürk televizyonunda spor muhabirliğiyle farklı bir yön çizen Kunter; A Haber, NTV Spor ve NTV gibi birçok kanalda Spor Haberleri Sunuculuğu ve spor programı yapımcılığı yaptı. Şimdi ise kariyerine Türkiye Basketbol Federasyonu’nda Projeler Medya Pr Koordinatörü olarak devam ediyor ve aynı zamanda Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı FİBA 2017 Avrupa Basketbol Şampiyonasının yerel organizasyon komitesinde yer alan isimlerden biri. İki buçuk senedir evli ve daha çok yeni anne olan Roksan Kunter Özkan’a çocukluğunu, ailesini, basketbol dünyasının efsanelerinden biri olan babası Erman Kunter’i ve anneliğin nasıl gittiğini sorduk.

Hangi okuldan mezunsunuz? Ne okudunuz?

Liseyi Boğaziçi Lisesi’nde okudum. Daha sonra Lyon Lumiere Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi’nde okudum. Ardından İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü bitirdim.
 

Çocukken ne olmak isterdiniz?

Çok küçük yaşta basketbol oynamaya başladığım için hep profesyonel olarak bu işi yapmak istedim. Basketbolla büyüdüm ve basketbolun hayatımın bir parçası olmasını istedim. Bugüne kadar da hep basketbolun bir ucundan tutma şansını yakaladım.
 

Basketbolla başlayıp spor programı sunuculuğuna ve oradan TBF’ye uzanan bir kariyer yolculuğunuz var. Öncelikle basketbol oyuncusu olduğunuz döneme gitmek istiyorum. Basketbola kaç yaşında ve nasıl başladınız? Hangi takımda oynadınız?

Basketbola 10 yaşımda Galatasaray’ın alt yapısında başladım. Sırasıyla küçük, yıldız, genç ve A takımlarında forma giydim. Basketbolu önce Babam Erman Kunter’den sonra da Galatasaray’da öğrendim. Ardından 1 yıl Fransa’da Nantes Reze Basket’de oynadım.
 
roksan

roksan kunter minion mag röportajı ve oglu

Babanız Erman Kunter, bir dönemin basketbol severlerinin rol modeli olmuş, hem oyuncu hem de antrenör olarak ilklere imza atarak tarihe geçmiş bir isim. Nasıl bir baba-kız ilişkiniz vardı? Bir koç gibi, her zaman disiplinli mi, yoksa eve iş gelmiyor muydu?

Babam, benim spora başlama nedenimdir. Beni spora yönlendiren ve profesyonel sporcu olmamı sağlayan babam olmuştur. Tabii ilk başlarda, yani küçük yaşta, sporun disiplinini öğrenebilmem için ipleri sıkı tuttu; ancak sonrasında, daha çok bir rehber gibi bana yol gösterdi. Çok iyi bir baba-kız ilişkimiz olmuştur her zaman. O benim hayattaki tercihlerime her zaman saygı gösterdi ve anlayışlı oldu. Eve iş çok nadir getirirdi, işi nedeniyle çok çalıştığı ve seyahat ettiği için evdeyken keyifli sohbetlerimiz olurdu. Ama genelde evde hep basketbol konuşuluyordu diyebilirim. (Gülüşmeler)
 

Basketbol oynarken sunuculuğa nasıl geçtiniz?

Sunuculuğa başladığımda artık profesyonel olarak basketbol oynamıyordum. O dönemde, televizyon basketboldan sonra gelen en büyük tutkumdu herhalde. Televizyonda çalışmayı hep hayal ederdim; o yüzden de Bilgi Üniversitesi Radyo ve TV Programcılığı bölümünü seçtim. Sektöre bir an önce girmek istediğim için de, okul devam ederken Skyturk’te muhabir olarak çalışmaya başladım.
 

Nasıl bir ailede büyüdünüz? Çocukluğunuz nasıl geçti?

Çocukluğum tam anlamıyla sporla geçti diyebilirim. Kendimi bildim bileli her yaz spor okulu ve spor aktiviteleri hatırlıyorum. Zaten çok enerjik, yerinde duramayan bir çocukmuşum.
 

Osman Nami Osmanoğlu’nun torunusunuz. Küçük çocuklar büyük anne ve büyük babalarından eski hikayeler dinlemeyi sever. Bunu düşününce, tarihi hikayelerle büyüyen bir çocuk hayal ediyorum. Öyle miydi?

Evet, hikayeleri dinlemeyi çok seviyordum; ancak bize çok da anlatılmadı. Belki bizi korumak belki de üzüldükleri için; tam olarak bilemiyorum… Ama her fırsatta dinlemek, öğrenmek isterdim.
 

Arkadaşlarınızın tepkisi nasıldı? Tarih derslerinde mesela… Hadi anlat Roksan derler miydi?

Çok uzun zaman boyunca kimse bilmedi aslında. Bize hikayeler anlatılırken bir yandan da ağır başlı, mütevazı olmak öğretildi; dolayısıyla biz de bunu gerek olmadığında kimseyle paylaşmadık. Öğrenildiğinde çok soru soruluyordu tabii; “Deden kim?”, “Anneannen kim?”, “Deden sarayda mı yaşamış?” gibi sorular… Çok şaşırıyorlardı tabii.

roksankunter-oglu
roksan kunter ozkan roksan-kunter

Oğlunuz Demirhan, henüz çok küçük ve siz de yeni ve genç annesiniz. Nasıl gidiyor annelik? Beraber bir gününüz nasıl geçiyor?

Annelik harika gidiyor. Demirhan şu anda 10 aylık. Onunla konuşabildiğim kadar çok konuşuyorum ve sürekli oyunlar oynuyoruz. Mesela Bemaddy hikayelerine bayılıyor, özellikle “Astronot Çocuk” Demirhan’ın favorisi.
 

Hem anneliği hem de kariyeri bir arada yürütmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Aslında hiç kolay olmuyor ama bir şekilde de oluyor işte. Çünkü ben hayatım boyunca, çok genç yaştan itibaren çalıştım. Önemli olan zamanı iyi yönetebilmek ve yaşantınızda disiplinli olmak. En önemlisi de Demirhan’la kaliteli zaman geçirmek. Zaten eski sporcu olduğum için sabah erken kalkmaya ve hayatımı belli bir disiplinde yaşamaya çok alışığım. Her ne kadar erken kalkmayı sevmesem de… (Gülüşmeler) Bu nedenle; isteyince anneliği de, kariyeri de bir şekilde yürütebiliyorsunuz.
 

Başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Yaptığınız işten mutluysanız ve sizi tatmin ediyorsa, işinizi en iyi şekilde, hakkıyla yaptığınıza inanıyorsanız ve huzurluysanız o zaman başarılısınızdır.
 

Sizce mutlu bir aile olmanın sırrı nedir?

Empati kurabilmek, her şeyi birlikte yapmaktan keyif almak, ne olursa olsun her şeyi paylaşmak ve karşılıklı saygı.
 

En büyük hayaliniz? Bir gün mutlaka yapacağım/göreceğim dediğiniz bir şey varsa bizimle paylaşır mısınız?

Çok büyük hayallerim yok. Dileklerim var. (Gülümsüyor) Ailemle sağlıklı, mutlu, huzurlu bir yaşam…

roksan kunter ve oglu demirhan roksan kunter emir özkan
Ailenizle birlikteyken İstanbul’da yapmayı/görmeyi en sevdiğiniz şey nedir?

Ailemizle ve arkadaşlarımızla sahilde vakit geçirmekten çok keyif alıyoruz. Demirhan henüz çok küçük olduğu için Yeniköy sahilinde uzun yürüyüşler yapmak şu sıralar en favori etkinliğimiz. Genelde tıpkı çocuklu diğer ailelerin yaptığı gibi, çocuklu arkadaşlarımızla bir araya gelip Demirhan’ın yeni arkadaşlar edinmesini takip etmek en sevdiğimiz şey.
 

Sporla, özellikle basketbolla ilgilenen çocuklara ve ailelerine neler söylemek istersiniz? Hobi olarak başlayıp bu işi profesyonelliğe götürmenin sırrı nedir?

Ailelerin, mümkün oldukça, çocuklarını spora yönlendirmesinden tarafım. Sporun amaç olmasa da sağlıklı, düzenli, disiplinli bir hayat için bir araç olarak kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Ben de oğlumu spora yönlendirmek istiyorum, profesyonel sporcu olup olmayacağını zaman gösterir. Basketbolcu olmasını isterim tabii (gülüşmeler) ama bu kararı biz veremeyiz, onu bu konuda zorlamayı düşünmüyoruz. Spor bir hayat tarzı ve Demirhan’ı da her türlü sporu denemesi için teşvik etmeyi ve desteklemeyi planlıyoruz.


Levin Tahmaz

 

bir anne bir baba röportaj

Türkiye’nin ilk Spinning topluluğu, ünlü Urban Spinners’ın kurucularından Levin Tahmaz; fonksiyonel antrenman egzersizleri, Indoor Cycling ve Krank Cycle branşlarında uzman bir eğitmen (Master Trainer). Öyle ki, kendisi 2011’de dünyanın en iyi 5 master trainer’ından biri seçildi. Şu an sektördeki beş binden fazla trainer ve adayları Levin Tahmaz’ın eğitiminden geçti. Eğitmenliğine hala devam ederken, yaklaşık üç sene önce hayatına giren minik kızıyla birlikte babalık serüveninde mutlu bir yolculuk yapıyor.

Hangi okuldan mezunsunuz? Ne okudunuz?

Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda Beden Eğitimi Öğretmenliği okudum.
 

Nasıl bir çocuktunuz? Çocukken ne olmak isterdiniz?

Fazlasıyla hiperaktif bir çocuktum! Kapılara tırmanır, koşar, parendeler atardım. Çocukluğumdan beri sporcu olmak istedim.
Spora olan ilgim 5 yaşındayken başladı. Genlerde spor var. Basketbol ve atletizm kökenliyim. Çocukluğum sportif başarılarla dolu. Milli takım seviyesinde birçok branşta yarıştım. Şimdi de hep yapmak istediğim, aşık olduğum işi yapıyorum.
 

Spor yapmak isteyen okuyucularımız için cevaplar mısınız; neden Cycling’i (bisiklet sporunu) tercih etmeliler?

Cycling yapan her şeyi yapar. Bunun yanında bir de ağırlık antrenmanı yaparsanız, her zaman diri olursunuz.
 

levin tahmaz ve kızı

levin tahmaz ve kızı2

Kızınız adı Venüs. Çok da sık rastladığımız bir isim değil. İsmi nereden geliyor?

Venüs Nil… Venüs benim çocukluğumdan gelen ve çok sevdiğim bir isim; güzelliğin bir sembolü. Eşimin ismi de Nilay. Nil de, Nilay’dan geliyor yani.
 

Venüs Nil kaç yaşında? Onunla beraber bir gününüz nasıl geçiyor?

Venüs Temmuz 2016’da 3 yaşına girecek. Bizim durumumuz biraz farklı. Benim iş tempom ve çalışma saatlerim sürekli değiştiği için, biz ne zaman görüşebilirsek hemen oyun oynamaya, şakalaşmaya başlarız. Spor da cabası.
Sabahları anaokuluna gidiyor. Gün içerisinde bir sabah erken saatlerde bir de akşam saatlerinde görüyoruz birbirimizi. Benimle uyuması, bana sarılması, birlikte aktivite yapmak dünyalara bedel.
 

Kızınızın da spora ilgisi var mı? Sizden etkileniyor mu?

Hem de çok! Ben kendi çocukluğumu görüyorum Venüs’te. Benden tabii ki çok etkileniyor. Annemiz de spor yaptığı için, spora ilgisi kaçınılmaz oluyor. Bana hergün “Sen spora gittin? İşin bitti?” diye soruyor. (Gülüşmeler)
Venüs, beş buçuk aylıkken yüzmeye başladı. Yazın yazlıkta hem kendi halinde hoplar, zıplar hem de arkadaşları var, onlarla oynarlar. Birlikte de spor yapıyoruz. Benimleyken biraz daha komutların olduğu ve oyunlarla iç içe olan egzersizler yapıyoruz.
 
levin tahmaz ve kızı nil venüs

levin spinning tahmaz

levin tahmaz röportajı

Hem babalığı hem de kariyeri bir arada yürütmek zor mu?

Açık konuşmak gerekirse; çok ama çok zor. Venüs benim için her şey demek. Onunla elimden geldiği kadar çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Çok seyahat ettiğim için çok özlüyorum. Allahtan görüntülü konuşmalarla biraz da olsa çözüyoruz. Eşimin hakkını yiyemem, bizim aramızda çok büyük bir köprü kuruyor aslında.
 

Mesleğinizde ilham aldığınız isimler var mı?

Evet var. Johnny G ve Jim Karanas. (2 sene önce vefat etti) Bu adamlar benim hayatımda çok şey değiştirdi.
 

Hobileriniz neler?

Paraşüt, kendi antrenmanımı yapabilmek, motosikletim ve sinema. Ama en büyük hobimi söyleyecek olursam; ailem.
 

Levin Tahmaz başarıyı nasıl tanımlar?

Başarıyı elde etmenin yolu işinizi ne kadar iyi yaptığınıza bağlı. Eğer işinizi seviyor ve iyi yapıyorsanız, ikisi birleştiğinde otomatik olarak başarı gelecektir. Başarı havadan düşmez, tırnaklarınızla kazıyarak gelir.
 

Sizce mutlu bir aile olmanın sırrı nedir?

Ben çekirdek bir ailede büyüdüm. Annem, babam ve ablam… Haliyle ailenin ne demek olduğunu çok iyi bilenlerdenim. Ayrıca evcimenimdir. Bunun sebebi sporcu olmamdan kaynaklanıyor; çünkü hayatım antrenman-okul-ev üçgeninde geçiyordu.
 

Ailenizle birlikteyken İstanbul’da yapmayı/görmeyi en sevdiğiniz şey nedir?

Ailece dışarı çıktığımız zamanlarda bir ritüelimiz var; kahve ve havuçlu kek yemeye gideriz.